Güzel Yaşlanmak
Çarşamba, 28 Temmuz 2010Haftasonu Sabah’ın ekinde Yüksel Uzel’in ropörtajını okudum, Şirin Sever yapmış. Özendim, ne güzel yaşlanmış ne kadar güzel sindirmiş içine her şeyi Yüksel Uzel.
Onun ünlü olduğu yıllarda okul hayatım sürdüğü için hayal meyal diğer ünlülerden güzelliği ile ayrı bir yere koyduğumu hep hatırlıyorum. Sonra beyin kanaması geçirince sahneyi bırakmıştı. Güney Afrika’ya gidip yerleşmişti. Aşkının peşinden gidişi bana o zamanlar çok romantik gelmişti.
Öyle laflar ediyor ki ropörtajında, insan ben de böyle hazmederek içime sinen geride hiçbir şeyi özlemediğim bir hayat yaşayayım diyor. Elimde 5-6 yaşlarında bir çocuk Muazzezlerin, Bülentlerin, Emel Sayınların arasında sahne aldım diyor. Annelik nedir bilir misin demiş, insanı düşman kapısına gönderir, ne hoş laf değil mi? Kızının okulu bitenen kadar sahnelerde kalıp sonrasında mezun olunca bıraktığını açıklamış.
İstanbul’da üreten kalsın ben artık sahne yapamayacağıma göre burada nasıl geçineyim orada pide yapıp üç odamı pansiyon olarak kiraya veriyorum demiş. Ne güzel haddini bilmektir bu böyle. Dobra dobra nasıl da güzel kibarca kendini açıklamaktır.
Belki “ölümü burnumun ucunda hissettim” dediği cümle açıklıyordur her şeyi, insan ölüme dokununca hayattaki anlamsız her şeyi bırakmak istiyordur, Yüksel Uzel de öyle demiş zaten geride bıraktığım hiçbir şeyden pişmanlık duymuyorum nasılsa geçmiş kendimi niye üzeyim ki diyor.
Tüm söyledikleri o kadar cesaretle ve dürüstçe söylenmiş laflar ki insan etkilenmeden duramıyor. Sahne alacak yarın akşam; o sahneyi “çağırmadan gelen” sanatçı dostlarıyla paylaşmak istediğini söylemiş. Sahnenin kraliçesi olmak aslında zordur, yürek ister demiş. Kimseyi kıramazdım herkesi memnun etmeye çalışırdım sadece ramazanlarda dinlenebilirdim diyor.
Yüksel Uzel gibi yaşlanmak, olgun olmak isterim altmış yaşımda. Okuyunca anladım ki gördüğü saygıyı ve ilgiyi hak eden hanımefendi bir kadın. Bu yürek onda oldukça da seveni bol olacaktır.