<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Neslihan Kayalar Kişisel Web Sitesi</title>
	<atom:link href="http://www.neslihankayalar.com/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.neslihankayalar.com</link>
	<description>Neslihan Kayalar'ın Gözünden Hayata Bakış</description>
	<pubDate>Sat, 07 Aug 2010 22:27:50 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.5.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Hürriyet Gazetesini Neden Bıraktım?</title>
		<link>http://www.neslihankayalar.com/?p=84</link>
		<comments>http://www.neslihankayalar.com/?p=84#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Aug 2010 22:27:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Gün Bugün]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.neslihankayalar.com/?p=84</guid>
		<description><![CDATA[Hürriyet gazetesi ile ilişkim çocukluğuma dayanır. Fatoş ve Basri aşığıydım. Her Pazar günü ekin arkasını çevirir onları okurdum ilk. Basri’nin nasıl o kadar büyük sandviçler yapabildiğine çocuk aklımla şaşar, her seferinde ben de yapacağım derdim. ama hardal yok bizde deyip vaz geçerdim. Fatoş’un saçlarının şekli, giyinişi beni etkilerdi. Evlerinin odalarına, eşyalarına bakardım, incelerdim.
Hürriyet gazetesini 90′larda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hürriyet gazetesi ile ilişkim çocukluğuma dayanır. Fatoş ve Basri aşığıydım. Her Pazar günü ekin arkasını çevirir onları okurdum ilk. Basri’nin nasıl o kadar büyük sandviçler yapabildiğine çocuk aklımla şaşar, her seferinde ben de yapacağım derdim. ama hardal yok bizde deyip vaz geçerdim. Fatoş’un saçlarının şekli, giyinişi beni etkilerdi. Evlerinin odalarına, eşyalarına bakardım, incelerdim.<br />
Hürriyet gazetesini 90′larda geliştirmeye başlamışlardı. Bir Pazar günü hiç unutmuyorum okuyucuların yeni gazeteden beklentilerini yanıtlayacakları bir anketi ek olarak vermişlerdi. Oturup ciddi ciddi doldurduğumu hatırlıyorum.<br />
Sonra yükselişe geçti Hürriyet Gazetesi, logosunu değiştirdi. Kelebek’in çok sevdiğim çocuksu logosu gitti ona üzüldüm tabii ama IK sayfası çıkarmaya başladı ve o sayede iş değiştirdim. Hisselerini satın alan arkadaşlarım memnun kaldılar… derken Hürriyet bugünlere getirdi kendisini.<br />
İki üç haber çıktı bugünlerde Hürriyet Gazatesinde ve ben bıraktım yıllardır okuduğum gazeteyi. Terk etmem gerektiğini düşündüm.<br />
Birinci haber aylar önce yapıldı, hatırlayan hatırlar. Gece çıkmayı seven, İstanbul gecelerine takılan kadınlı erkekli çeşitli meslek gruplarından on kişi tam sayfa yerini aldı Cumartesi ya da Pazar ekinde. Tek tek gece hayatında ne kadar içtiklerini; viski ile başlayıp çok karıştırmadan içtiklerini, eve döndüklerinde mideyi ve karaciğeri nasıl dinlendirdiklerini kimisinin bir kilo ayran içerek kimisinin efervesan tabletlerle bu işi hallettiklerini okudum. Bir genç kadın gece çıkabilmek için çalışıyorum diyordu, diğeri on yıldır aynı tempo gecelere aktığını ve içtiğini belirtiyordu.<br />
Haber bittiğinde bir an kafamda bir ışık yandı; bu adamların ve kadınların karaciğerleri son günlerini yaşıyor olmalıydı. Gece boyu içmenin neresi haber yapılırdı ki, sağlıkla ilgili ne kadar yanlış yönlendiren bir haberdi bu diye düşündüm. Karaciğeri mahvedip, alkolikliğin basamaklarını çıkmakta olan bu insanları bir gazete neden haber yapardı? Amacı ne olabilirdi. Vay be ne hayatlar var deyip özenmemiz için mi? Editör olan kişi bu haber yayınlanırken kontrol etmiş miydi?<br />
Sonra çocuğunun dadısını köle konumuna indirgeyen bir köşe tutucunun yazısı yayınlandı. Bebeğine bakmak yerine denize girme hayalleri kuran bir dadıyı mavi yolculuğa çıkarmanın bedelini ağır ödeyen bir Hürriyet gazetesi köşe tutucusunu okuduk hep birlikte.<br />
Üçüncü haber, boşanma aşamasında Eren Talu’nun ne var ne yok ortaya saçtığı her şeyi yazıp buna da gazetecilik denmesi oldu. Henüz reşit olmamış iki kızını babaları korumuyorsa biz niye koruyalım diyen bir gazete istemediğimi fark ettim. Bıraktım Hürriyet almayı, eksik kalsın dedim. Kendine çeki düzen vermediği sürece de almamaya karar verdim.<br />
Fatoş ve Basri’den bu yana dünyanın değiştiğini düşünen gazeteciler, yazarlar ve editörler yanılıyorlar. Ortaya atılan malzemeye her seferinde akbabalar gibi üşüşeceğimizi sanıyorlarsa yanılıyorlar. Sadece daha iyi ve kaliteli kalan gazeteleri okumaya geçiyoruz, olan biten bu kadar basit aslında.</p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.neslihankayalar.com/?p=84&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_84" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.neslihankayalar.com/?feed=rss2&amp;p=84</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Çocuğun İlk Kitapları</title>
		<link>http://www.neslihankayalar.com/?p=81</link>
		<comments>http://www.neslihankayalar.com/?p=81#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Jul 2010 15:05:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kitaplardan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.neslihankayalar.com/?p=81</guid>
		<description><![CDATA[Beni çok sevmişti herhalde ya da içine kapanık sessiz çocuk halimden mi etkilenmişti kitapları olduğunu bana vermek istediğini söylemişti. Bir şey dememiş, merakla beklemiştim getireceği kitapları. Hatırladığım o yaşıma kadar okuduğum kitapların sadece Kemalettin Tuğcu&#8217;nun kitapları olduğuydu. Hani kitabı eline alır, ailesinin terk ettiği çocuk olarak viranlıkta kendine bir kulübe yaratmış o çocukla bir hissedersin. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Beni çok sevmişti herhalde ya da içine kapanık sessiz çocuk halimden mi etkilenmişti kitapları olduğunu bana vermek istediğini söylemişti. Bir şey dememiş, merakla beklemiştim getireceği kitapları. Hatırladığım o yaşıma kadar okuduğum kitapların sadece Kemalettin Tuğcu&#8217;nun kitapları olduğuydu. Hani kitabı eline alır, ailesinin terk ettiği çocuk olarak viranlıkta kendine bir kulübe yaratmış o çocukla bir hissedersin. Aç kaldığında açlığını, bir lira kazandığında kazancını hissedersin. Neler yoktu ki o kitaplarda karamsar resimleri siyah beyazdı, kocasının dövdüğü bir kadın, içkici bir baba, bakışlarını kaçıran bir ufaklık&#8230; </p>
<p>Kemalettin Tuğcu&#8217;nun kitaplarını sonsuza dek terk etmeme neden olan beş tane kitap hediye edildi bana. Dokuz yaşımdaydım. Hepsi ciltli ve dışlarında parlak kapakları olan kalın sadece yazıdan oluşan hiç resmi olmayan kitaplardı. Yıpranmasınlar diye parlak kuşe kapaklarını çıkartıp okudum sonra tekrar taktım. </p>
<p>Hangi sırayla okuduğumu anımsamaya çalışıyorum; galiba Küçük Kadınlar&#8217;la başladım, Pollyanna ile devam ettim, Bülbülü Öldürmek&#8217;e sıra geldiğinde zorlansam bile vazgeçmedim devam ettim. Jules Verne&#8217;in Arzın Merkezine Seyahat ve Mark Twain&#8217;in Çalınan Taç&#8217;ı ile noktaladım. Hiç elimden bırakmadan elimdeki kitabın dünyasına girerek okuyordum. Joe Laurie&#8217;ye aşıkken ben de aşık oluyor, sonra Amy devreye girince Amy&#8217;e kızıyor. Sonra Mag yeni evlenip kocası ile tartışınca üzülüyordum. Bülbülü Öldürmek de hiç bilmediğim Amerika denen bir ülkede zenci insanlar, mahkeme salonları, çocukların babaları ile ilişkisi, Calpurnia&#8217;nın evdeki varlığı&#8230; Muslinden elbise dikildğini, şapkalara kurdele satın alındığını, savaş yıllarının zor geçtiğini o kitaplardan öğrendim.   </p>
<p>Hepsini en az üç kez okudum lise yıllarıma kadar, bu kitaplar bana sırayla mutluluk verdi. İçimi aydınlattı. Başka ülkeler, farklı sınıftan insanlar, hayatlar, evler görmemi sağladı. Dokuz yaş için epey ağır,  okunması zor kitaplardı belki ama beni şekillendiren, sessiz hayatıma renk katan, hayal dünyamı zenginleştiren kitaplar oldular.  </p>
<p>Bir çocuğa teslim edilebilecek en iyi beşli buydu belki de. Köşeye atmayışım, yıpratmayışımda kendime de pay çıkarıyorum; ben de onlara layık olmuş, yazarlarının önünde eğilmiştim. Dokuz yaş deneyimimle Bülbülü Öldürmek&#8217;in yazarı Harper Lee&#8217;nin adından dolayı erkek olduğuna karar vermiş, kadın olduğunu yıllar sonra yetişkinliğimde öğrenebilmiştim. </p>
<p>Neden olmasın, belki de kitaplar da onları sevecek, koruyacak çocuklar arıyorlardır, içindekileri hakkettikleri yere koyacak, kalplerini, tüm samimiyetlerini verecek çocuklar arıyorlardır.</p>
<p>Yıllar sonra yengem, kitapları eğer saklıyorsam çocukları için geri almak istedi. Tüm çocuksu keşiflerime elveda deyip geri vermeyi başaramadım, yaldızlı hikayelerini yetişkin oldum deyip hayatımdan çıkaramadım. İçimdeki çocuğun beş kıymetlisine dokunmadım, hala oradalar. </p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.neslihankayalar.com/?p=81&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_81" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.neslihankayalar.com/?feed=rss2&amp;p=81</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Güzel Yaşlanmak</title>
		<link>http://www.neslihankayalar.com/?p=80</link>
		<comments>http://www.neslihankayalar.com/?p=80#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Jul 2010 11:45:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Gün Bugün]]></category>

		<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.neslihankayalar.com/?p=80</guid>
		<description><![CDATA[Haftasonu Sabah&#8217;ın ekinde Yüksel Uzel&#8217;in ropörtajını okudum, Şirin Sever yapmış. Özendim, ne güzel yaşlanmış ne kadar güzel sindirmiş içine her şeyi Yüksel Uzel. 
Onun ünlü olduğu yıllarda okul hayatım sürdüğü için hayal meyal diğer ünlülerden güzelliği ile ayrı bir yere koyduğumu hep hatırlıyorum. Sonra beyin kanaması geçirince sahneyi bırakmıştı. Güney Afrika&#8217;ya gidip yerleşmişti. Aşkının peşinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Haftasonu Sabah&#8217;ın ekinde Yüksel Uzel&#8217;in ropörtajını okudum, Şirin Sever yapmış. Özendim, ne güzel yaşlanmış ne kadar güzel sindirmiş içine her şeyi Yüksel Uzel. </p>
<p>Onun ünlü olduğu yıllarda okul hayatım sürdüğü için hayal meyal diğer ünlülerden güzelliği ile ayrı bir yere koyduğumu hep hatırlıyorum. Sonra beyin kanaması geçirince sahneyi bırakmıştı. Güney Afrika&#8217;ya gidip yerleşmişti. Aşkının peşinden gidişi bana o zamanlar çok romantik gelmişti. </p>
<p>Öyle laflar ediyor ki ropörtajında, insan ben de böyle hazmederek içime sinen geride hiçbir şeyi özlemediğim bir hayat yaşayayım diyor. Elimde 5-6 yaşlarında bir çocuk Muazzezlerin, Bülentlerin, Emel Sayınların arasında sahne aldım diyor. Annelik nedir bilir misin demiş, insanı düşman kapısına gönderir, ne hoş laf değil mi? Kızının okulu bitenen kadar sahnelerde kalıp sonrasında mezun olunca bıraktığını açıklamış. </p>
<p>İstanbul&#8217;da üreten kalsın ben artık sahne yapamayacağıma göre burada nasıl geçineyim orada pide yapıp üç odamı pansiyon olarak kiraya veriyorum demiş. Ne güzel haddini bilmektir bu böyle. Dobra dobra nasıl da güzel kibarca kendini açıklamaktır. </p>
<p>Belki &#8220;ölümü burnumun ucunda hissettim&#8221; dediği cümle açıklıyordur her şeyi, insan ölüme dokununca hayattaki anlamsız her şeyi bırakmak istiyordur, Yüksel Uzel de öyle demiş zaten geride bıraktığım hiçbir şeyden pişmanlık duymuyorum nasılsa geçmiş kendimi niye üzeyim ki diyor.  </p>
<p>Tüm söyledikleri o kadar cesaretle ve dürüstçe söylenmiş laflar ki insan etkilenmeden duramıyor. Sahne alacak yarın akşam; o sahneyi &#8220;çağırmadan gelen&#8221; sanatçı dostlarıyla paylaşmak istediğini söylemiş. Sahnenin kraliçesi olmak aslında zordur, yürek ister demiş. Kimseyi kıramazdım herkesi memnun etmeye çalışırdım sadece ramazanlarda dinlenebilirdim diyor. </p>
<p>Yüksel Uzel gibi yaşlanmak, olgun olmak isterim altmış yaşımda. Okuyunca anladım ki gördüğü saygıyı ve ilgiyi hak eden hanımefendi bir kadın. Bu yürek onda oldukça da seveni bol olacaktır.</p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.neslihankayalar.com/?p=80&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_80" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.neslihankayalar.com/?feed=rss2&amp;p=80</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Boşanmak</title>
		<link>http://www.neslihankayalar.com/?p=78</link>
		<comments>http://www.neslihankayalar.com/?p=78#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 21:23:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İyi Anne Kötü Anne]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.neslihankayalar.com/?p=78</guid>
		<description><![CDATA[Bu aralar herkes mi boşanıyor ne? Etrafım boşanmak isteyen çitfler, hazır boşanmışlar ve boşanmayı düşüncesinde taşıyanlarla sarıldı. Marketten çıktığımda elimde torbalarla yürürken güzel yüzlü bir çocuğa bakarken annesi başka bir anneye, babasında kaldığı günler olduğu için diye başladığı bir cümle kuruyordu.
Yeter artık herkes mi boşandı diyecektim neredeyse? 
Çocuklar ne hissediyor ve ne yaşıyor hep merak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu aralar herkes mi boşanıyor ne? Etrafım boşanmak isteyen çitfler, hazır boşanmışlar ve boşanmayı düşüncesinde taşıyanlarla sarıldı. Marketten çıktığımda elimde torbalarla yürürken güzel yüzlü bir çocuğa bakarken annesi başka bir anneye, babasında kaldığı günler olduğu için diye başladığı bir cümle kuruyordu.<br />
Yeter artık herkes mi boşandı diyecektim neredeyse? </p>
<p>Çocuklar ne hissediyor ve ne yaşıyor hep merak etmişimdir. Boşanmak yetişkinler için bir çözüm ya çocukların ne hissettiği, ne yaşadığı ile ilgilenen birileri var mı? Hele babası ve annesi biribirinin yüzünü görmeye bile katlanamıyorsa çocuk yarım yarım nasıl sürdürüyor yolunu?      </p>
<p>Kadının ve erkeğin hayatlarına bir başka insanı alma umutları onları mutlu kılarken çocuk büyük bir mutsuzluğun içine mi yuvarlanıyor? Çocuğun boşanan anne baba arasında kalmışken umudu ne olabilir  ki? Ya da var mıdır? Bir oda yerine iki oda, bir kutu oyuncak yerine iki kutu oyuncak yeter mi çocuk dünyasının çalkantılarını dindirmeye?</p>
<p>Kimse boşanmasın demiyorum ama merak ettiğim çocuğuna eğilip ne çektiğini, ne hissettiğini soran var mıdır? Sanki yetişkinlerin tek derdi; neden böyle bir karar aldıklarını, ne kadar sağlıklı bir karar olduğunu açıklamakmış gibi görünüyor. Tamam karar alındı, boşanıldı peki çocuk ne anladı bu durumdan, ne hissetti. Taşlar anne babası için yerine oturduğunda çocuk için de oturur demek mümkün mü? Yıllar sonra çocuğun gerçekliği kendisine nasıl açıkladığını işittiğimizde üzüleceksek baştan sorup anlamak belki her şeyi katlanılır kılabilir. </p>
<p>Çocuğun dünyaya başka bir kırılımdan baktığını neden unuturuz ey yetişkin olduğunu iddia edenler.  </p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.neslihankayalar.com/?p=78&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_78" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.neslihankayalar.com/?feed=rss2&amp;p=78</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hayatı Seçmek</title>
		<link>http://www.neslihankayalar.com/?p=77</link>
		<comments>http://www.neslihankayalar.com/?p=77#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Feb 2010 22:41:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Gün Bugün]]></category>

		<category><![CDATA[Yeni etiket ekle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.neslihankayalar.com/?p=77</guid>
		<description><![CDATA[Çevreme bakıyorum, hayatından memnun olan pek az insan görüyorum. Koşturmaca içinde geçen günlerden sonra insanlar, benzer zevkler peşinde koşmaya çalışarak hiç de özgün olmayan hayatlar yaşamaya çalışıyorlar. 
Neden zevk alacağımız hayatlar yaratmıyoruz kendimize? Keyfin en baş köşeye oturduğu eylemler içinde geçirmiyoruz günlerimizi, neden peki? Sayılı günlerimizi tamamladıktan sonra bu dünyadan çekilip gitmeye çalışır gibiyiz. Gülümsemek, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çevreme bakıyorum, hayatından memnun olan pek az insan görüyorum. Koşturmaca içinde geçen günlerden sonra insanlar, benzer zevkler peşinde koşmaya çalışarak hiç de özgün olmayan hayatlar yaşamaya çalışıyorlar. </p>
<p>Neden zevk alacağımız hayatlar yaratmıyoruz kendimize? Keyfin en baş köşeye oturduğu eylemler içinde geçirmiyoruz günlerimizi, neden peki? Sayılı günlerimizi tamamladıktan sonra bu dünyadan çekilip gitmeye çalışır gibiyiz. Gülümsemek, demlenmek, seyretmek, dalıp gitmek, takılıp kalmak, tadına doyamamak, zevkten deliye dönmek&#8230; bu fiiller çekilmiyor artık dilimizde. Bitip gittiler. Sürece bağlanmak, öylece kalakalmak ve haz almak artık mümkün değil belki de. Hızlı ve kafamızda binbir tilki ile dolaşıyoruz ya, artık insanoğlunun küçük zevkleri tatması imkansız hale geldi belki de. </p>
<p>Bir piknikte kahkahalarla çekilmiş fotoğrafları var dedemle anneannemin&#8230; Bizi akşamları lokale götürüp küçük kaplardan dondurma yedirirdi dedem. Dondurma kaplarını iç içe geçirir, minik plastik kaşıklarını saklardım. Mutlu bir çocukluk eşyasıydı onlar benim için. Dedemin önde bizim arkada yürüdüğümüz kaldırımın kenarında kestane ağaçları vardı. Yere düşenler yenmez derdi anneannem. Üzerimde annemin ördüğü bir orlon ceket olurdu, beyaz dantel gibi, hafif. Elimde kardeşimin eli, burnumda trenlerden içime çektiğim kömür kokusu. Sabah kahvaltılarında tabağıma konan bir parça tereyağı ve yanında yine bir parça petek bal. Bize afrika&#8217;da geçen öyküler kurgulayan dayım. Denizi görmek için vagonların çekilmesini beklediğim bir koca sahil vardı&#8230; Sonra yine piknikte kahkahalarla çekilmiş fotoğrafı dedemle anneannemin. </p>
<p>Mutlulukla gülerken böyle bir fotoğrafımız var mı elimizde? Fotoğraf yoksa da böyle güldüğünüz bir an geldi mi aklınıza? </p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.neslihankayalar.com/?p=77&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_77" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.neslihankayalar.com/?feed=rss2&amp;p=77</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hülya Avşar</title>
		<link>http://www.neslihankayalar.com/?p=75</link>
		<comments>http://www.neslihankayalar.com/?p=75#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 20:50:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<category><![CDATA[Muhalif]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.neslihankayalar.com/?p=75</guid>
		<description><![CDATA[Geçen gün bir gazetede Hülya Avşar&#8217;ın artık yaşlandığını, artık hiç de güzel olmadığını, çektiği filmlerin de onun değil yönetmenlerin başarısı olduğunu söyleyen bir köşe yazısı vardı. 
Kimin böyle bir yazıyı kaleme aldığının hiç önemi yok bana göre nasıl bir ruh hali ile kaleme alındığı beni daha çok ilgilendiriyor. Okunduğunu düşünüp bu tür yazılara onay veren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen gün bir gazetede Hülya Avşar&#8217;ın artık yaşlandığını, artık hiç de güzel olmadığını, çektiği filmlerin de onun değil yönetmenlerin başarısı olduğunu söyleyen bir köşe yazısı vardı. </p>
<p>Kimin böyle bir yazıyı kaleme aldığının hiç önemi yok bana göre nasıl bir ruh hali ile kaleme alındığı beni daha çok ilgilendiriyor. Okunduğunu düşünüp bu tür yazılara onay veren yayın yönetmenlerinin olmasına da üzüldüm. </p>
<p>Her kim olursa olsun bir başkasının hayatını bu denli negatif bir bakış açısıyla yerin dibine batırmaya çalışmak kime hizmet eder? Yazan ben ne yapıyorum, kim için bunu yapmaktayım diye kendine sormaz mı? Birisinin hayatını önüne alıp şunun da üstünü çizelim bunu da yok sayalım şu da olmamış demek sadece bunu yapmaya çalışan kişinin zihni ile sınırlıdır bana göre. Yaşananlar gerçektir, o hayat için alınmış verilmiş nefes gerçektir. Bir de dönüp Hülya Avşar&#8217;a sormak lazım nasıl geçti yıllar. Hayatın bakiyesini birisi çıkaracaksa bu da o hayatın içine doğan kişinin hakkıdır yalnızca; kenardan yalan yanlış gazel okuyanların değil. Bu derme çatma yazının içi bu yüzden böyle bomboş kalmıştır.   </p>
<p>İnsanların yüzüne çizgiler boşuna oturmuyor, yıllarla geliyor her birisi kendisi için ayrılan yere. Ve hayat için hiçbirimizin prova şansı yok. Verileni tek seferde yorumlayıp iniyoruz bu sahneden. Başkasının ne yaptığına odaklanırsak kendi sahne zamanımızı boşa harcamış oluruz. Hülya Avşar&#8217;ın şu hayatta tek bir doğrusu varsa o da sahnesinin hakkını vermiş olmasıdır. Yeterlidir.    </p>
<p>Bana göre her birimizin şansı ve hayatı yorumlayışı kıymetli ki içim elvermedi birisinin çıkıp da kağıt üstünde o da olmamış bu da olmamış demesine. İçim acıdı nedense &#8220;genç nesil terli yutmuyor artık&#8221; cümlesi ile hava atılarak yazının bitirilme şeklini görünce. Genç nesil terli ama neyi yutmak neyi yutmamak gerektiğini bu acemi işi yazıları okuyarak öğrenmeye çalışmıyor neyse ki.  </p>
<p>Sevgisizlik bunun adı anladık da nereye kadar diye dönüp kendimize sorsak fena olmaz.  </p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.neslihankayalar.com/?p=75&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_75" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.neslihankayalar.com/?feed=rss2&amp;p=75</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Avatar</title>
		<link>http://www.neslihankayalar.com/?p=74</link>
		<comments>http://www.neslihankayalar.com/?p=74#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Jan 2010 19:17:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.neslihankayalar.com/?p=74</guid>
		<description><![CDATA[Bu filmi sevdim. Mavi yaratıkları afişlerde ilk gördüğümde hiç de bana göre bir film değil demiştim. Çok yanılmışım. Galiba iyi film nasıl bir şeydir bir kez daha anlamış oldum. Bir kere seni sunduğu her şeyi denemeye itiyor. Onlar uçuyor, uçmak istiyorsun, onlar saçlarını dev kuşlarına dolayıp uçuyorlar sen de o kadar seri ata biner gibi dev kuşa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu filmi sevdim. Mavi yaratıkları afişlerde ilk gördüğümde hiç de bana göre bir film değil demiştim. Çok yanılmışım. Galiba iyi film nasıl bir şeydir bir kez daha anlamış oldum. Bir kere seni sunduğu her şeyi denemeye itiyor. Onlar uçuyor, uçmak istiyorsun, onlar saçlarını dev kuşlarına dolayıp uçuyorlar sen de o kadar seri ata biner gibi dev kuşa atlayıp dağların arasında süzülmek istiyorsun.</p>
<p>Sen de Ewa&#8217;nın altında yattığında seni de minicik çimenler sarsın kavrasın içine alsın istiyorsun. Toruk Macto olmanın ne demek oldupunu kanında hissediyorsun. İyi film seni elinden tutup yanına çekiyor. Ve o kadar hafızana uyumlanıyor ki evinde koltuğunda otururken filmi tekrar başa sarıp oynatabiiyorsun. Grace&#8217;in adının neden grace oldugunu anladığını fark ediyorsun. Jake Sully&#8217;e hemen atla üzerine ve uç deyişindeki anlamı çözüyorsun. Anıt ağaç yıkılmasın istiyorsun. Atalarının sesini sen de duymak istiyorsun. </p>
<p>İyi film seni kendisine dost yapıyor, yanına çekiyor. Her sahnesini sana ezberletiyor. Tutarlı ve ağırbaşlı seni kaplıyor.</p>
<p>Bütün iyi filmleri ve unutamadığım sahnelerini seviyorum.        </p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.neslihankayalar.com/?p=74&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_74" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.neslihankayalar.com/?feed=rss2&amp;p=74</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Okuyorum Oynuyorum</title>
		<link>http://www.neslihankayalar.com/?p=73</link>
		<comments>http://www.neslihankayalar.com/?p=73#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Nov 2009 14:07:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Eğitim Deneyimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.neslihankayalar.com/?p=73</guid>
		<description><![CDATA[Okuyorum Oynuyorum etkinlik saatimde, define sandığının üzerine oturmuş kitap okuyorum. Tıngır’ın kardeşi olmuş ve sıkıntı içerisinde, Pıtırcık ve arkadaşlarının söylediklerini tartışıyoruz. Pıtırcık’da Lüplüp diye her zaman bir şeyler atıştıran bir çocuk var, soruyor: “Sardalye ile bezelye iyi gidiyor mu?”  gülüyorum. Ben gülünce çocuklar da gülüyor.  
Siz hatırlıyor musunuz kardeşinizin doğduğu günü diye soruyorum. Elifnur, nasıl [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;">Okuyorum Oynuyorum etkinlik saatimde, define sandığının üzerine oturmuş kitap okuyorum. Tıngır’ın kardeşi olmuş ve sıkıntı içerisinde, Pıtırcık ve arkadaşlarının söylediklerini tartışıyoruz. Pıtırcık’da Lüplüp diye her zaman bir şeyler atıştıran bir çocuk var, soruyor: “Sardalye ile bezelye iyi gidiyor mu?” <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>gülüyorum. Ben gülünce çocuklar da gülüyor. <span style="mso-spacerun: yes;"> </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;">Siz hatırlıyor musunuz kardeşinizin doğduğu günü diye soruyorum. Elifnur, nasıl da detaylı o günü anlatıyor, şaşırıp kalıyorum. Çoğunluk anneleri doğuma gittiğinde evde ya babaanne ya anneanne ile beklemişler. Kardeşleri doğduğunda, hemen hemen hepsi hastaneye babaları tarafından götürülmüşler. Küçük dünyalarında bir kardeşi nasıl beklediklerini kendi kelimeleri ile anlatıyorlar, merakla dinliyorum. Abi ya da abla olurken aslında ne kadar da tek başlarına kaldıklarını, minik dünyalarında yaşayacakları şok adına, yetişkinler olarak pek de bir şey yapmadığımızı görüyorum. <span style="mso-spacerun: yes;"> </span><span style="mso-spacerun: yes;"> </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: small; font-family: Calibri;">Okumaya döndüğümde, Doruk’un çok ilgisini çekmiş olmalı, elini omzuma atmış, iyice sokulmuş beni dinliyor. Bu samimiyeti beni güldürüyor. “Tıngır’ın erkek kardeşi olmuş bir üzülmüş bir üzülmüş. Siz de üzüldünüz mü kardeşiniz olduğunda” diye soruyorum. Etkinliğe katılan çocuklar kardeşi olanlar ve olmayanlar olarak hemen ikiye ayrılıyorlar. Hatta belki farkında bile olmadan minderler üzerinde yerlerini değiştirip ait oldukları gruba sığınıyorlar. Sağ tarafımda oturanlar tek çocuk olanlar, sol tarafa dizilenler kardeşi olanlar. Tek çocuk olanların Tuna, Kaan, Doruk’un ağzından lafı zorla alıyorum. Çünkü hepsi en başta, kuzenlerini kardeşleri olarak söyleyip kafamı karıştırıyorlar. Sonradan anlaşılıyor kuzenleri ile yakın oturanlar kardeş ihtiyaçlarını böyle gideriyor.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;">Tek çocuk olanlara soruyorum, kardeş istemiyorlar hallerinden memnunlar; psp oynarım, bilgisayarımla oynarım, oh rahatıma bakarım, her şeyimi karıştıran bir kardeş istemem diyorlar. Çalışma kağıdına Yiğit açıkça, “Kardeşim olursa rahatsız olurum” yazmış. Solumdaki grupta Alara düşünüyor, yüzünü ekşitiyor önce, sonra “İyi iyi, kardeş olması iyi” diyor. Derin düşüncelerinden başını kaldırıyormuşçasına cevap verişi bana komik geliyor. <span style="mso-spacerun: yes;"> </span><span style="mso-spacerun: yes;"> </span><span style="mso-spacerun: yes;"> </span><span style="mso-spacerun: yes;"> </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;">Kardeşi olanlara soruyorum iyi ve kötü yanları nelerdir bir kardeşe sahip olmanın? Batuhan el kaldırıyor ve o dakikadan sonra susmak bilmiyor. O zamana dek sessiz sakin oturan, daha çok yerlerde yuvarlanmayı tercih eden Batuhan gidiyor yerine derdini anlatmak için uğraşan bir çocuk geliyor. <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Ayağa kalktığında söze şöyle başlıyor; “İyi hiçbir şey söyleyemem size ama kötü yüz tane şey söyleyebilirim.” Gerçekten de üç yaşındaki kız kardeşinin o sokağa çıkmak istediğinde neler yaptığından tutun da, oyuncaklarını kırmasına dek, her ağladığında sen abisin demelerinden bıkmasına dek onlarca örnek veriyor. Batuhan bugün, bir dokun bin ah işit modunda. Arkadaşları söz aldıkça bir şeyler aklına geliyor, düğmesine basılmış gibi kesintisiz konuşmaya, içindekileri dökmeye devam ediyor. <span style="mso-spacerun: yes;"> </span><span style="mso-spacerun: yes;"> </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"><span style="mso-tab-count: 1;">                </span>Kardeşi olup da abla ya da abilik yapanlar çok zor durumdalar. Eşyaları karıştırılan onlar, kalemleri kırılan onlar, hadi kardeşinle oyna deyip sokağa çıkarılmayanlar onlar. Ben abla ve abilerin destekçisiyim artık, ufacıklarım çok dertliymişler de haberim yokmuş. <span style="mso-spacerun: yes;"> </span><span style="mso-spacerun: yes;"> </span></span></span></p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.neslihankayalar.com/?p=73&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_73" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.neslihankayalar.com/?feed=rss2&amp;p=73</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bilge Köyü</title>
		<link>http://www.neslihankayalar.com/?p=71</link>
		<comments>http://www.neslihankayalar.com/?p=71#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Oct 2009 23:17:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Gün Bugün]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.neslihankayalar.com/?p=71</guid>
		<description><![CDATA[Bilge Köyü&#8217;nden geriye kalanları Tekirdağ&#8217;a yerleştirecekler.
Tekirdağ nire Bilge nire?
Her şeyini, emziren anasını bile kaybetmişken toprağını bırakmak iyi mi gelecek bu çocuklara?
Günebakanlar ne diyecek bu işe? 
Eski moda bir apartman dairesine tıkılınca, hem de yakınlarında psikolog da olunca iş bitmiş mi olacak?
Düğünün kan gölüne dönüverdiği o gece yitip gidecek mi hafızalardan?
İyi ki hastaymışım düğüne gitmemişim, iyi ki ablamla yatakların arkasına saklanmışız mı diyecekler?
Ne kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilge Köyü&#8217;nden geriye kalanları Tekirdağ&#8217;a yerleştirecekler.</p>
<p>Tekirdağ nire Bilge nire?</p>
<p>Her şeyini, emziren anasını bile kaybetmişken toprağını bırakmak iyi mi gelecek bu çocuklara?</p>
<p>Günebakanlar ne diyecek bu işe? </p>
<p>Eski moda bir apartman dairesine tıkılınca, hem de yakınlarında psikolog da olunca iş bitmiş mi olacak?</p>
<p>Düğünün kan gölüne dönüverdiği o gece yitip gidecek mi hafızalardan?</p>
<p>İyi ki hastaymışım düğüne gitmemişim, iyi ki ablamla yatakların arkasına saklanmışız mı diyecekler?</p>
<p>Ne kadar uzağa giderse rahatlar insan, kurtulur zihnindeki kurttan?</p>
<p>Yıllar sonra unuttum dediği yaşlarda bir kuru bozkır, bir koku çağırmaz mı babasını?</p>
<p>Hangi iklim unutmayı çabuklaştırır? Var mı böyle bir toprak parçası?      </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>   </p>
<p> </p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.neslihankayalar.com/?p=71&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_71" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.neslihankayalar.com/?feed=rss2&amp;p=71</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>K-9</title>
		<link>http://www.neslihankayalar.com/?p=52</link>
		<comments>http://www.neslihankayalar.com/?p=52#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Oct 2009 23:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<category><![CDATA[İstanbul - Köşe Kapmaca]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.neslihankayalar.com/?p=52</guid>
		<description><![CDATA[Ben onu görmek istiyorum. Her geçişte oralarda mı diye bakıyorum. İlk gördüğümde yaşadığım şaşkınlığı, sevinci, hazzı, güzelliği hatırlıyorum. Oradaydı. Bedeniydi, olmanın ta kendisiydi. Attığı adım, aldığı koku, bütün seslerdi. Unutamadım.       
Bu Yazıyı Paylaşın
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ben onu görmek istiyorum. Her geçişte oralarda mı diye bakıyorum. İlk gördüğümde yaşadığım şaşkınlığı, sevinci, hazzı, güzelliği hatırlıyorum. Oradaydı. Bedeniydi, olmanın ta kendisiydi. Attığı adım, aldığı koku, bütün seslerdi. Unutamadım.       </p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.neslihankayalar.com/?p=52&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_52" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.neslihankayalar.com/?feed=rss2&amp;p=52</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
